TÜRKİYE BARIŞ MECLİSİ III. OLAĞAN TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ
30 Kasım 2008
Türkiye Barış Meclisi, bir yandan ülkede milliyetçilik ve ırkçılığın yükseldiği; militarizm ve otoriterleşme eğilimlerinin güçlendiği; şiddetin yüksek dozda cereyan ettiği; ayrımcılığın ve dışlayıcı tutumların yaygınlaştığı; farklılıkları yok sayan “ya sev ya terk et” dayatmalarının arttığı; iç savaş tehlikesinin kapıda beklediği; diğer yandan tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizin sosyal yıkımlara yol açtığı, küresel çatışma ve savaş tehlikesini güçlendirdiği koşullarda, 30 Kasım 2008 tarihinde üçüncü olağan toplantısını gerçekleştirdi.
Mevcut koşullar, barış çalışmalarını zorlaştırmakla birlikte aynı zamanda zorunlu ve imkanlı hale getirmektedir.
Türkiye Barış Meclisi, 1 Eylül 2007 tarihinde kuruluşundan sonra öncelikli görev olarak önüne kurumsallaşmayı koydu. Türkiye Barış Meclisi, bu bir yıllık dönemde tüm engellere, zorluklara ve acemiliklere rağmen ülke genelinde ve yerellerde konferanslar, paneller, mitingler, basın toplantıları, basın açıklamaları gibi çok değişik etkinlikler gerçekleştirerek, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözümü yönünde diyalog kanallarını açmaya, bu konuda çalışma yürüten barış aktivistlerinin güç birliğini ve ortak aklı yaratmaya, hepsinden önemlisi bu ülkede barış kültürü oluşturmaya çalıştı.
Elbette yeterli ve etkin olmamakla birlikte tüm bu çalışmalar, Türkiye Barış Meclisi ve Türkiye barış hareketi açısından, çok önemli ve değerli deneyim ve birikimlere yol açmıştır.
Türkiye Barış Meclisi, başta hükümet ve muhalefet partileri olmak üzere tüm siyasal çevreleri ve medyayı ayrımcılığı, halklar arasındaki gerilimi, nefreti ve şiddeti körükleyen, her türlü söylem, tutum ve davranışı terk etmeye çağırmaktadır.
Temel hak ve özgürlüklere, Türkiye’nin altına imza attığı sözleşmelere aykırı olan İmralı Cezaevi’ndeki tecrit uygulaması, toplumsal duyarlılıklara da özen gösterilerek son bulmalıdır.
Türkiye Barış Meclisi önümüzdeki dönemde programındaki genel görevlerinin yanı sıra aşağıdaki görevleri önüne koymuştur:
*Her şeyden önce kurumlaşmasını bir an önce tamamlamalı, önünde duran ve her gün yenileri eklenen görevlerin üstesinden gelebilecek beceri ve yeteneği kazanmalıdır.
*Toplumsal gerilim ve yarılmaların tırmanmasına zemin oluşturan şiddetin son bulması için operasyonların ve çatışmaların durdurulmasına yönelik çağrılarını ısrarla sürdürmeli, sözünü etkin kılacak yeni yöntem ve araçlar geliştirmelidir.
*Türkiye barışının önünde en önemli engellerden biri olarak duran 12 Eylül askeri darbesinin ürünü mevcut anayasanın değiştirilmesi yönündeki çalışmalar, bu yılın başında gerçekleştirilen “Anayasa Konferansı”nın sonuçları ışığında yoğunlaştırmalıdır.
*Türkiye Barış Meclisi’nin üye ve bileşenleri yerel barış meclis ve girişimlerinin çalışmalarında desteklerini arttırmalı, yerel çalışmaları aktif katılımla güçlendirmelidir.
*Ekonomik krizin yol açtığı, açacağı ağır sorunların, egemenlerin ya da siyasal iktidarın hedef saptırmaları, kışkırtmaları sonucu toplumsal yarılmaları derinleştirici, barış çalışmalarını engelleyici rol oynamasına karşı duyarlılık oluşturulmalıdır. Bu bakımdan Türkiye Barış Meclisi’nin emek örgütleri ve sendikalarla ilişki ve işbirliği özel bir önem kazanmaktadır.
*Farklı ülke deneyimlerinin ve uluslar arası çalışmaların paylaşıldığı bir “Uluslar arası Barış Konferansı”, Kürt sorunun barışçıl ve demokratik çözümüne yönelik öneri ve duyarlılıkların geliştirilmesi bakımından yararlı olacaktır.
*Halkların karşılıklı olarak empati kurabilmeleri, birbirlerini hissetmesi ve yaşanan acıları ortak duygu haline getirebilmeleri amacıyla yapılacak bir mektup kampanyası barış çalışmalarını güçlendirecektir.
*Toplumun barış taleplerini ve duyarlılığını arttırmaya yönelik yazılı, görsel, sanatsal ve kültürel (afiş, belgesel film, kitap, tiyatro vb.) çalışma ve etkinliklere ağırlık verilmelidir. Bu bağlamda kadın, medya vb. konularda konferanslar düzenlenmelidir.
*Önümüzdeki yerel seçimlerde yer alacak parti ve adayları programlarında ayrımcılığa ve şiddete karşı çıkmaları, Kürt sorununun demokratik ve barışçı çözümüne yer vermeleri doğrultusunda teşvik edici çalışmalar yapılmalıdır.

