TÜRKİYE BARIŞ MECLİSİ 30 KASIM 2008 ÇALIŞMA RAPORU
TÜRKİYE BARIŞ MECLİSİ 30 KASIM 2008 ÇALIŞMA RAPORU
Sevgili Arkadaşlar,
Uzunca bir süredir barış çalışmalarını birlikte sürdürmekteyiz. Burada Türkiye Barış Meclisi’nin 17 Kasım 2007 tarihinde yapılan 2. Olağan Toplantısı’ndan sonraki çalışmalarını, değerlendirmelere ve arayışlara ışık olmak üzere rapor haline getirmiş bulunuyoruz.
Değerlendirme ve çalışmalarımızı sunmaya, Türkiye’nin demokrasi ve barış mücadelesinde önemli bir yere sahip olan barış savunucuları sevgili Hrant Dink, Orhan Doğan ve Mehmet Uzun’u çok özlediğimizi dile getirerek başlamak istiyoruz. Onlar barışseverlerin kalbinde yaşıyor ve yaşayacak.
Sevgili Arkadaşlar,
Türkiye Barış Meclisi; Türkiye’nin temel sorunlarından olan Kürt sorununu şiddet dışı yol ve barışçı yöntemlerle çözmeyi amaçlamaktadır. TBM, Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesinin zeminini yaratmak, barışa gidecek olan yolun açılmasına hizmet eden çalışmalar yapmak, diyalog kanallarını açmak, bu konuda çalışma yürüten barış aktivistlerinin ortaklaşmasını sağlamak ve ortak aklı birlikte yaratmak üzere oluştu. Barış yanlısı tüm çevrelerin ve etkili şahsiyetlerin Türkiye Barış Meclisi’ne önemli bir görev yüklediklerini, destek sunduklarını ve umut beslediklerini biliyoruz.
Yüz yılı aşkın bir süredir çözülmeyi bekleyen, 25 yıldan bu yana çatışmalarla, ölüm ve yıkımlarla süren, 40 bin kadar insanın yaşamına mal olan, 300 milyar dolardan fazla harcamaya, telafisi mümkün olmayan manevi kayıplara neden olan Kürt sorununun çözümü artık şiddetten arınmalı ve barışçı çözüm yoluna girmelidir. Bunun barış mücadelesinin çatışma ve savaş zihniyeti karşısında güç ve etki kazanmasıyla mümkün olacağını biliyoruz. Bu güç ve etkinin insanoğlunda var olduğunu, halkın doğasında bulunduğunu da bilmekteyiz. İnsanlık şovenizm ve militarizmden arındırıldıkça bu sorunun çözüm kanalları da açılmış olacaktır.
Devlet yönetimi ya da hükümetlerin demokratik bir çözüm yerine asimilasyon, inkâr ve imha politikalarını esas almaları ve bundan ısrar etmeleri, Kürt sorununun çözümsüz hale getirdi. Ortaya çıkmıştır ki bu yol çözüm ve yaşatma yolu değildir. Bazı fikri değişimler ve yine küçük fiili kabul ve uygulamalara rağmen, ne yazık ki, Kürt sorununda çatışmaları durduracak ve diyalog yolunu açacak gelişmeler henüz sağlanamadı.
Türkiye Barış Meclisi, I. AKP hükümeti döneminde, Diyarbakır’da yaptığı konuşmada; “Adını koymak gerekiyorsa, Kürt sorun vardır. Bu konuda yanlışlar yapılmıştır. Ancak sorunu, daha fazla demokrasi uygulayarak çözmek gerekir.” diyen Başbakan R. Tayip Erdoğan’ın da kabul ettiği gibi Kürt sorununun demokrasi ile çözülebileceği inancındadır. AKP hükümetinin, militarizmle uyum sağlamak yerine, bu açıklamaya uygun olarak akılcı, barışçı ve demokratik açılımlarda bulunması ve bazı adımlar atması toplumsal beklentiye önemli bir yanıt olacaktır.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, toplumun özlemlerini karşılayacak, Kürt sorununda demokratik açılımlara denk düşen, operasyonları ve çatışmaları durdurmaya yönelik girişimlerde bulunması yeni gelişmelere kapı aralayabilir. Devletten, Cumhurbaşkanı, TBMM, Başbakan ve Hükümet cephesinden gelecek bir açılım ve irade, başta Türk ve Kürt halkı olmak üzere Türkiye’de ki her kesimde büyük etki yaratacaktır.
Çatışmalardan, cenaze karşılamaktan, birbirine ön yargı beslemekten yorulmuş, estirilen şoven rüzgarın karşısında etkisiz kalmış olmaktan bıkmış milyonların böylesi bir beklenti içinde olduğu atlanmamalıdır. Bu yönlü bir gelişme, Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerinin karşılanması için atılacak bir adım, sadece çatışmaları durdurmayacak, yine sadece on yıllardır acılar yaşamamıza neden olan bir büyük yarayı onarmakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesinde güçlü ve ileri bir adım olacaktır. Farklı dil, inanç ve kültürlerden tüm Türkiye yurttaşları arasında büyük bir rahatlama yaratacaktır.
Barış temel bir haktır, ertelenemez
Günümüzde barış hakkı en temel insan hakkıdır, fakat ne yazık ki devletler tarafından en çok ihlal edilen, hatta yok sayılan en temel haklardan birisi de barıştır. Dünyanın 11 Eylül sonrası içine girdiği savaş ve kaos ortamı insanların yaşam hakkını tehdit etmeye, adaletsizlikleri beslemeye, kadına yönelik şiddeti arttırmaya, işsizliğe, yoksulluğa, kısacası küresel sorun ve krizlere yol açmaya devam ediyor. Barış hakkının pozitif, erdemli içeriğini aramaya koyulmak aynı zamanda dünyadaki bu gelişmelere karşı tutum almayı, bu konuda çalışmayı, çaba göstermeyi, emek vermeyi, öğrenmeyi ve öğretmeyi gerektirmektedir.
Başta barış aktivistleri bu gelişmeler karşısında suskun kalmamalı, boş durmamalıdır; barışın adalet, dayanışma ve eşitlik kavramıyla ilişkisi, en çok barış aktivistlerini ve barış yanlılarını ilgilendirmektedir. Çünkü eşitlik ve adaletin olmadığı yerde barıştan bahsetmek imkânsızdır. Çözümün geciktiği oranda da barış zorlaşır. Daha uzun ve sancılı bir süreci, daha sabırlı ve yoğun çabaları gerektirir.
Sevgili Barış Meclisi üyeleri;
Kürt sorunu yüz yılın sorunu olarak hayatımızı derinden etkilemeye devam eden bir sorun. Biz müdahalede geciktikçe, barışçı çözüm daha da zorlaşacaktır. Hassas bir dönemdeyiz. Türkiye’nin barışa daha çok ihtiyaç duyduğu bir zaman diliminden geçiyoruz. ABD’de başlayan ve Dünya’yı etkisi altına almakta olan ekonomik kriz çatışma ve savaş öğelerini daha da arttırmaktadır. İşsizliğin büyüdüğü, açlık ve gelecek kaygısının arttığı Türkiye’de, dil, kültür ve inanç farklılıkları alanında süregelen ayrımcı eşitsizlik politikaları kaygılarımızı daha da arttırıyor.
Uluslararası sözleşmelere imza attığı halde, Türkiye de dahil olmak üzere, birçok ülke barışa dair sorumluluklarının gereklerini yerine getirmemektedir. Altına imza attıkları sözleşmeleri, yine kendileri ihlal etmektedirler. Böylece devletler barış kavramını içini daha çok boşaltmaktadırlar.
Bu kavramın içini dolduracak çalışmalar yukarıda saydığımız nedenlerle zordur ve sabır istemektedir. Kalıcı ve onurlu bir barış ortamının tesis edilebilmesi için sorunlarımızı şiddete başvurmadan, diyalog yoluyla çözebileceğimize inanmak kalıcı barış için önemli bir anahtardır.
Sevgili Arkadaşlar;
Yaşam hakkının risk altında olduğu bir yerde, barıştan değil de başka neden bahsedebiliriz? Şiddetin arttığı yerde, barış savunucuları başını sokacakları bir yer arıyorlarsa, bu barışı kazanmanın çok daha zor olacağı anlamına gelir. Barış savunucuları şiddetin en yüksek dozda cereyan ettiği koşullarda ortaya çıkmalı ve ne pahasına olursa olsun barışı haykırmalıdır; Operasyonlara son verilmesi, çatışmaların durması, şiddetin son bulmasını dile getirmeli ve barış için diyalog yolunu önermekten geri durmamalıdır. Şiddetin çok yönlü ve artan toplumsal psikojiyle takviye edilmek istendiği bu koşullarda barış mücadelesinin ne denli çaba istediği bilinmez değil, ancak barış ateşi etrafında birleştirmenin yolu da buradan geçiyor.
Özcesi, eşitsiz güç ilişkileri birbirini besleyerek devam ediyor. Ancak biz barış savunucuları tüm engellere rağmen barış kültürü oluşturabilmek için bugüne kadar sarf ettiğimizden daha fazla çaba harcamak sorundayız.
TBM olarak, şiddeti devre dışı bırakacak bir çözüm için mücadelemizi arayışımızı sürdürüyoruz. Kimi zaman açıklamalar yaptık endişelerimizi ifade ettik, Kürtlerle Türkler arasındaki tarihsel bağların zayıfladığını dile getirdik, kaygılandığımızı, ölüm ve linçlerin karşıtlıkları körüklediğini ifade ettik. Bu gün bunun militarizmin işine yaradığını söylemeye devam ediyoruz.
Başta devleti yönetenler olmak üzere herkesin sağduyulu, sorumlu davranması gerekirken, ne yazık ki, bu yönlü çağrı ve girişimlerimiz karşılık bulmadı. Toplumsal barış beklentilerine cevap verecek adımlar atmak yerine, çatışmayı toplumsallaştıracak provokasyonlara fırsat verilmesinin, yangının büyümesi anlamına geleceği görülmek istenmedi.
TBM olarak, bir kez daha, Türkiye’yi bir iç savaşa sürükleyebilecek gelişmelere ortam oluşturmamak için herkesi sağduyulu davranmaya, barışseverleri çabalarını yoğunlaştırmaya çağırıyoruz. Birlikte yaşama koşullarımızı tehdit eden öfke ve linç psikolojisine karşı ortak insani değerlerimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Tek kelimeyle barış umuduna somut ve belirgin bir çehre kazandırmadan barışı hayal edemeyiz.
Ölüm hüküm sürerken barış neden hala herkesin, tüm toplumun amacı değil? Bu ve benzeri sorular üzerinde düşünmeli ve yanıt bulmalıyız. Her gün medyada değişik biçimlerde izlediğimiz linç, bir kültür haline gelmişse burada ortak bir kültürün ve barış dilinin varlığından bahsedebilir miyiz?
O halde, barışın bir kültür haline gelebilmesi için hepimizin, birbirimizin farklılıklarına saygı duyacağımız, eşitlik bilincinin oluşması için neler yapılmalı? Bu soruya hep birlikte yanıt arayalım… Hep birlikte.
Sevgili Arkadaşlar,
Demokratik bir Anayasanın çözümün yolunu açacağını biliyoruz. Türkiye Barış Meclisi olarak, pek çok irili-ufaklı çabanın yanında şiddetin son bulması, Kürt sorununda barış yolunun açılması için 3 önemli ve büyük çalışmayı gerçekleştirdik. Bunlardan ilki Ankara’dan sonra ülkenin çeşitli yerlerinde gerçekleştirdiğimiz Anayasa Konferansı ve panelleridir. Çünkü yaşadığımız sorunları önemli oranda yeni ve demokratik bir anayasa ile çözebileceğimize inanıyoruz. Bu ülke hala 12 Eylül Anyasasıyla yönetiliyor; bu anayasa tekçi, cinsiyetçi, ve militaristtir. Böyle bir Anayasa toplumun ihtiyaçlarına cevap olamamaktadır.
AKP hükümeti, anayasayı değiştireceğini vaat ederken aslında tüm bu tartışmaları sadece başörtüsü-türban tartışmalarına sıkıştırarak demokratik istemleri de, sorunun gerçek çözüm umudunu da boşa çıkarmıştır. Türkiye Barış Meclisi olarak, toplumun geniş kesimlerinin uzlaşısıyla hazırlanacak yeni ve demokratik bir anayasanın gerekli olduğu fikrindeyiz. Yeni hazırlanacak sivil-demokratik bir Anayasa, barışa ve çözüme önemli katkılar sağlayacaktır.
1 Haziran 2008’de İstanbul’da bugüne kadar yaptığımız çalışmaların sonucunda toplumun ortak talebi haline gelen Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü yüz bin kişi ile dile getirdiğimiz bir miting yaptık. 31 Ağustos 2008 tarihinde Adana, Diyarbakır ve İstanbul’da yüz binler barış talebini dile getirerek düzenlediğimiz mitinglerde buluştular. Girişimlerimizin bulunduğu ve başka illerde de yapılan değişik etkinliklerle de baış talebi dile getirildi.Barış fikrimiz ve somut barış talebimiz bu çalışmalarla Türkiye’nin aydınlarına, farklı kesimlerden barış isteyenlere mal oldu; daha da çoğaldık.
Değerli Meclis üyeleri,
Modern dünyada barış kültürünün gelişimi ve oluşumu için öncelikle, bireysel ve toplumsal, yani grup haklarının içselleştirilmesi gerekir. Bu hakların farklı kültürler tarafından hayat bulması, kültürlerin kendi açısından dönüştürücü olacağı gibi, kültürler arası etkiyi de kolaylaştıracak, yerel ve küresel ölçekte barış ilişkilerine dayanak sağlayacaktır. Bu açıdan etnik ve farklı inançlara yönelik çatışmaların da tarihsel mirasını taşıdığımız coğrafyamızda geçmişle yüzleşmeyi sağlayabilmeliyiz. Ortak yaşamı, demokratik birlikteliği savunmak, geleceğe dair adım atmak, geçmişiyle yüzleşmiş bir toplum yaratmak hayal değildir. Bir arada yaşama isteği olan, imha etmeyen, yok saymayan bir yaklaşımla, bizi birbirimizle barışmaktan alıkoyan unsurları tespit edip, çözüm bularak barış kültürü yaratabiliriz.
İşte ülkemizde yapmaya çalıştığımız şey zedelenen bu kavramların onarılması, 25 yılı aşkındır çatışmaların sürdüğü, insanların yaşamlarını yitirdiği, anne ve babaların acı çektiği içinden çıkılamaz bir hal alan, Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümü için zemin hazırlamak, gerekli adımları oluşturmaktır.
Bu anlamda çalışmalarımız yeterli midir?
Elbette hayır!
Çünkü başarı sağladığımızı, ancak barışın dili ve kültürü sokağa indiğinde düşünebiliriz. Eğer hala insanlar farklı oldukları için, yalnızca kimliği nedeniyle linç girişimi ile karşı karşıya kalabiliyorsa, bu konuda daha çok çalışmamız gerekiyor. Zira militarizm boş durmuyor; bizler barışı hayal ediyor ve çalışıyoruz ama savaşta hayatını kaybedenler için cenaze törenlerinin yapıldığı, yas yerine intikam yeminlerinin edildiği bir ülkede çatışmaların son bulması, silahların susması için hep birlikte çalışmak zorundayız. Bütün bu gelişmeler bir kez daha gösteriyor ki, Kürt sorunu sadece Kürtlerin değil hepimizin, bu ülkede yaşayan herkesin sorunudur.
Bir kez daha vurgulamak gerekiyor ki, en sorumlu düzeydeki bir başbakanın “tek millet, tek devlet, tek bayrak dedik kabul etmeyen çeksin gitsin…” demesi barışa ne denli ihtiyaç duyduğumuzu ve daha etkin hareket etmemiz gerektiğini gösteriyor. Yine, göstericilerin üzerine pompalı tüfekle ateş edilmesine “vatandaşın eğer elinde böyle bir tedbiri böyle bir imkânı varsa o da kendisini savunma yoluna gidecektir.” söylemleri hepimizi dehşete düşürüyor.
Sevgili Arkadaşlar,
Bir yandan bütün dünyada hâkim olacak bir barışı özlüyoruz, öte yandan dünya barışına giden yol, yanı başımızdaki savaşların ve çatışmaların sona erdirilmesinden geçiyor. Artık, Kürt sorununda demokratik çözümün gerçekleşmemesi sebebiyle ülkemizde kanayan yarayı, barışla iyileştirmeyi başarmalıyız.
İşte bu yolda “neler yapabiliriz” arayışı içindeyiz! Siz değerli barış savunucularının katkılarıyla barış ve kardeşliğin hâkim olduğu bir ülke, mutlu bir gelecek sağlamak için çabalarımızı birleştirmeli ve çoğalmalı, barışseverleri, barışa ihtiyacı olanları bir araya getirecek yolları bulmalıyız. Çok kültürlü, çok dilli, çok etnikli toplumlarda çatışma kader değildir; barışın mümkün olduğu, hem tarihte ve hem de bugün başka coğrafyalarda görülmüştür, görülmektedir. Aslolan barışı, isteyip istemediğimizdir.
Değerli arkadaşlar,
Türkiye Barış Meclisi olarak bir yıllık bu dönemde birçok alanda çalışmalar yürüttük. Konferanslar, paneller, mitingler, basın toplantıları, basın açıklamaları gibi çalışmaların kısa bir özetini aşağıda göreceksiniz. Bölge ve il düzeyindeki Barış Girişimlerimizin bu kapsamda yaptığı çok değerli çalışmalar oldu. Önemli bir deney ve birikim edindik.
TBM olarak 17 Kasım 2007 Olağan Toplanması’ndan Sonra Yürüttüğümüz çalışmaları hatırlatacak olursak:
1- 12 Aralık 2007 tarihinde Mardin Barış Girişimi “Anayasa Paneli” düzenledi.
2- 2007 yılının Aralık ayında Batman Barış Girişimi “Sivil Anayasa Tartışmaları Ve Kürt Sorunu” konulu panel gerçekleştirdi.
3- 13 Ocak 2008 tarihinde Ankara Barış Girişimi, “Yeni Anayasa Sürecinde Demokratikleşme ve Kürt Sorunu Forumu” gerçekleştirdi.
4- 13 Ocak 2008 Van Barış Girişimi, “Nasıl Bir Anayasa? Paneli” düzenledi.
5- Van Barış Girişimi 12 Mayıs 2007 tarihinde Van’da Akdamar Oteli’nde ‘Kürt Sorununda Barış ve Barış Çabalarının Ortaklaştırılması Konferansı’ düzenlendi
6- 14 Ocak 2008 tarihinde Siirt Barış Girişimi “Çok Kültürlülük ve Yeni Anayasa Paneli” düzenledi.
7- Hrand Dink'in ölüm yıldönümünde Bursa Barış Meclisi Girişimcilerinin çağrısıyla Bursa’da basın açıklaması ve anma gerçekleştirildi
8- 15 Ocak 2008 tarihinde Denizli Barış Girişimi “Yeni Anayasa Sürecinde Barış ve Demokrasi Paneli” gerçekleştirdi.
9- 19 Ocak 2008 tarihinde Hrant Dink arkadaşımızın ölüm yıldönümü nedeniyle hem merkezi hem de bütün il girişimlerimiz basın açıklaması yaparak cinayeti kınadı. Bir bölüm il girişimlerimiz de anma etkinlikleri düzenlediler.
10-19 Ocak 2008 tarihinde Hrant Dink’i anmak üzere gerçekleştirilen etkinliğin organizasyonunda TBM İzmir Girişimi aktif görev aldı
11-Türkçü Toplumcu Buduncular Derneği, 2006 Mayıs’ında “Kürt Nüfus Artışı Durdurulsun!” çağrısıyla bir imza kampanyası başlatmış ve dağıttığı bildirilerde “Ey Türk kadını ve erkeği uyuma! Sen azalıyorsun Kürt çoğalıyor. Türkçülük için bir çocuk daha yap…..Biz Kürt ve Çingene çetelerine ve yobazlara hak ettiği cevabı verecek Türkçü Toplumcu Buduncularız…” tarzında ifadelere yer vermişti. Türkçü Toplumcu Buduncular Derneği’nin ayrımcılık, nefret ve düşmanlık içeren bu ırkçı ve milliyetçi eylem ve söylemlerinden rahatsızlık ve kaygı duyan Türkiye Barış Meclisi İzmir Girişimi üyeleri bu dernek hakkında suç duyurusunda bulundu. Daha sonra Buduncular Derneği hakkında dava açıldı. 19 Mart 2008 Çarşamba günü saat: 09.20’de İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesin de görülen bu davanın ilk duruşmasından sonra TBM İzmir girişimi bir basın açıklaması yaptı.
12- 27 Ocak 2008 tarihinde Muş Barış Girişimi “Demokratik bir Anayasa ve Kürt Sorunu Paneli” düzenledi.
13- 19 Ocak 2007 Tarihinde Bitlis Kültür Merkezi Salonu’nda “Nasıl Bir Anayasa, Nasıl Bir Barış” konulu panel düzenlendi. Panel çalışmalarında Belediye hoparlöründen 3 gün duyuru yapıldı, el ilanı dağıtıldı, afişleme yapıldı..
14- Türkiye Barış Meclisi olarak 09–10 Şubat 2008 tarihlerinde Ankara’da “Yeni Anayasa Sürecinde Demokratikleşme ve Kürt Sorunu” konulu iki gün süren Konferans gerçekleştirildi.
15- 9 Mart 2008 tarihinde Antep Barış Girişimi “Anayasa Paneli” yaptı.
16- Malatya Barış Girişimi 9 Mart 2008 tarihinde, Malatya Belediye Konferans Salonunda, “Kültürel Haklar ve Demokratik Anayasa” başlıklı bir panel gerçekleştirdi.
17- 15 Mart 2008 Samsun Barış Girişi “Savaşa Hayır Barış Hemen Şimdi Paneli” düzenledi. Samsun Barış girişimi 05.11.2008 tarihli geniş katılımlı olağan toplantısını yaptı. Kürt ve Türk ailelerinin kardeşleşmesi için nasıl bir ilişki kurulmasının yol yöntemlerinin tartışılması, Bölgesel toplantıların ve örgütlenmelerinin sağlanması gibi bir takım önerileri var.
18- 18 Nisan 2008 Trabzon Barış Girişimi güncel gelişmeler üzerine toplantı düzenledi.
19- 2008 yılında Türkiye Barış Meclisi’nin program ve işleyişi broşür olarak bastırıldı.
20- Bir yıl içerisinde 26 ilde İl Barış Girişimleri örgütlendi.
21- Önemli çalışmalarımızdan birisi de 1 Haziran’ 2008 tarihinde,Türkiye’de ilk defa farklı çevreleri Kürt meselesi için tek pankart ve tek slogan altında bir araya getiren ve on binlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz “Yeter! Kürt sorununda Demokratik Çözüm İstiyoruz” şiarıyla İstanbul-Kadıköy’de gerçekleştirdiğimiz mitingdir. Hükümet, devlet ve medyanın bunu görmezden gelmesi ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir başka durumdur
22-22 Mayıs 2008 tarihinde Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi’nde bir panel gerçekleştirildi..
23- 1 Haziranda gerçekleştirilen ‘’Artık Yeter! Kürt Sorununda Demokratik Çözüm İstiyoruz!’’ mitingi için Kocaeli de toplam 1500 afiş ve 13 bin bildiri tüketilmiştir. Bildiri ve afiş çalışması sırasında kimi zaman polis ve zabıta ile sorun yaşanmasına rağmen çalışmalar planlanan doğrulta sürdürülmüştür.
24- TBM, Temmuz 2008’de İstanbul Güngören ilçesinde sivil insanlara yönelik gerçekleştirilen saldırıyı kınayan bir basın açıklaması yapıldı.
25- 2 Temmuz 2008 Madımak yangınının yıldönümünde, Sivas’ta yapılan mitingde, diğer Demokratik kurumlar yanında TBM adına Yıldız İmrek bir konuşma yaptı.
26- Eskişehir Barış Girişimi 2 Temmuz 2008 tarihinde siyasi partiler, sendikalar ve diğer Demokratik Kitle Örgütlerinin Sivas katliamı anması, yürüyüş ve etkinliklerine katılım sağlanarak destek verildi.
27-1 Eylül Dünaya Barış günü nedeniyle TBM İzmir Girişiminin çağrısıyla Konak Alanı’nda barış taleplerini haykırarak barış zinciri oluşturdu ve Cumhuriyet Alanı’na yürüdü.
28- Eskişehir Barış Girişimi 1Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle şehir merkezinde “Barış Yürüyüşü” gerçekleştirildi.
29- Eskişehir Barış Girişimi Barış Haftası kapsamında 6-7 Eylül 2008 tarihleri arasında iki gün boyunca salon etkinlikleri düzenlendi.
30- insan ölümlerini, şiddeti ve savaşı magazinsel bir olay gibi gösteren, ifade eden genelkurmay ve yaygın medya Batman da tepkiyle karşılanmıştır. Bu yaklaşımları tehlikeli ve insani temel değerlere aykırı bulan Batman Barış Girişimi kitlesel bir basın açıklaması yapmıştır.
31- İmralı cezaevin de sayın Abdullah ÖCALAN a yönelik yapılan fiziki müdahale ve müdahalenin yarattığı toplumsal kaos ile bunun yarattığı ortamın yeni bir çatışma ortamına zemin olacağı bu nedenle hükümetin ve yetkililerin bu konuda sorumlu davranmaya çağıran basın açıklaması yapıldı
32- AKP Hükümetinin yaşanan sorunlara duyarsızlığını protesto amaçlı AKP Batman il binasına siyah çelenk koyarak tavrını ve söylemlerinin barışa hizmet etmediği hatırlatıldı.
33- Eskişehir Barış Girişimi 7 Kasım 2008 tarihinde “Darbeler Gölgesinde Demokratik Anayasa” konulu panel gerçekleştirildi.
34- 1 Eylül 2008 Dünya Barış Günü.nedeniyle İstanbul, Adana ve Diyarbakır’da Barış Mitingleri yapıldı. Türkiye Barış Meclisi bu mitinglerde de barıştan yana olan bütün kurum ve kuruluşları bir araya getirdi. Bütün İl Girişimlerimiz mitinglerin çalışmasını yürüttüler ve katılım gösterdiler.
35- Kocaeli Barış Meclisi1 Eylül’de de Merkez Bankası Önünden başlayan İnsan Hakları Parkında sona eren yürüyüşünü geniş bir katılımla gerçekleştirdi.
36- 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla, bir aya yakın yoğun bir faaliyet sürdürerek 1 Eylül’de uzun bir zamandır Bursa’da olmayan bir kitlesellikle kent meydanında Bursa Barış Meclisi olarak “Kürt Sorununda Demokratik Çözüm istiyoruz” pankart ve dövizleriyle Bir Barış Yürüyüşü Gerçekleştirdi.
37- Yine 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Bursa Nilüfer Belediyesinin düzenlemiş olduğu Sezen Aksu’nun katıldığı yaklaşık 50 bin kişilik Barış Konseri’nin açılışında Türkiye Barış Meclisi adına Murat Çelikkan’ın yaptığı konuşma kentte hem barış meclisimizin duyurulması hem de barış mücadelemizin sesinin yükseltilmesi açısından önemli bir kazanım oldu.
38- 28 Eylül 2008 tarihinde Hatay Barış Girişimi, Barış konulu bir toplantı düzenledi.
39- 7 Ekim 2008 tarihinde TBMM’de görüşülen savaş tezkeresinin doğuracağı sonuçlara ilişkin kamuoyunu duyarlılığa çağıran Kızılay PTT’si önünde basın açıklaması yapılarak milletvekillerine tezkereye red oyu vermeleri için kitlesel olarak mektup gönderildi. İl barış girişimlerimiz de aynı içerikte basın açıklamaları yaparak mektup gönderme kampanyasını yürüttüler.
40- 19 Ekim 2008 tarihinde güncel olarak tırmandırılan toplu linç girişimlerine karşı önlemler öneren merkezi basın açıklaması Ankara’da yapıldı. İl barış girişimlerimiz de aynı içerikte basın açıklamaları yaptılar.
41- 22 Ekim 2008 tarihinde Ankara’da Yüksel Caddesi’nde basın açıklaması yapılarak, Kürt illerinde meydana gelen olayların incelenmesi için Barış Heyeti oluşturuldu, olayların en yoğun yaşandığı Diyarbakır’da yapılan incelemelerin raporu kamuoyuyla paylaşıldı.
42- Denizli Barış Girişimi 2 Kasım 2008’de “Denizli Barışı Tartışıyor” adlı bir forum düzenlemiştir.
Henüz tamamlayamadığımız işler:
Sevgili Arkadaşlar,
TBM’ nin kuruluş bildirgesi son derece somut, insani, hayatta karşılığı olabilecek öneriler demetidir, son derece yalın, ancak geldiğimiz noktada kuruluş bildirgemizi toplumsallaştıramadığımızı görüyoruz. Bunu nedenleri, niçinlerinin tartışılmaya ihtiyacı var… Toplumun bir takım taleplerini hayata geçiremedik.
* Örneğin, yol haritamızda Kürt sorununun çatışamadan arındırılması için taraflarla görüşme vardı, ancak bunu gerçekleştiremedik. Bu yönlü girişimlerimiz görüşme ve diyaloga dönüştürülemedi; Başbakandan, Cumhurbaşkanından, Meclis Başkanından, Milli Eğitim Bakanından, Diyarbakır Valisinden TBM olarak istediğimiz randevulara cevap alamadık, bunu belirtmek isteriz.
* Yine örgütlenme alanındaki eksikliklerimiz aşılamadı. Batıdaki illerde örgütlenmeyi esas alan bir çalışma öngörmüştük ancak sekreterya olarak yeterli şekilde bunu başardığımız söylenemez.
* Sekreterya olarak yayın çıkarma kararımız olduğu halde bu konuda görev alan arkadaşlarımız çalışmaları sürüyor, ancak ekonomik sebeplerle henüz bir yayın çıkarabilmiş durumda değiliz.
* En önemli sorunlarımızdan bir tanesi de ekonomik sorunumuzu çözememiş olmamızdır. Aldığımız karar gereği Barış Meclisinin her üyesi en az 10 YTL olmak üzere aylık ödenti vermek zorundaydı ancak bunu hayata geçiremedik. Bu konuda Barış Meclisinin her üyesinin yaklaşımını ve tutumunu gözden geçirmesi gerekir. İl Girişimlerimizin de bundan sonra bu konuda daha hassas bir yaklaşım sergilemeleri gerekmektedir.
* Türkiye Barış Meclisinin kuruluş çalışmalarına çok önemli katkı sunan değerli arkadaşımız Orhan Doğan’ın aramızdan ayrılışının yıl dönümünde TBM olarak çeşitli nedenlerle anma etkinliği gerçekleştiremedik.
* Bildiğiniz gibi TBM olarak farklı çalışma alanlarına ilişkin çalışma grupları oluşturma kararı almıştık, üzülerek belirtmeliyiz ki bu önemli çalışmayı gerçekleştiremedik. Tabii bunun birçok nedeni var.
* Çalışma gruplarını geliştiremediğimiz için de uzmanlaşmaya dayalı bir çalışma sistemi yaratamadık.
* Medya kuruluşları ile düzenli ve sürekli bir ilişki kurmayı ve sürdürmeyi sağlayamadık. Bir medya strateji planımız olmadığından TBM ‘ini yazılı ve görsel medyada olması gereken düzeyde görünür kılamadık.
Cezayirli yazar Malek Haddad’ın sözlerini hatırlayarak bitirmek istiyoruz: ”Ve barış olduğunda, güvercin: ‘beni rahat bıraksalar da yeniden kuş olsam’, diyecek…”

