Ankara'da STK'ları Başbakanlığa Yürüdü
28 Ağustos 2010: Ankara'daki sivil toplum kuruluşları, operasyonların durdurulması ve çözüm için adım atılması amacıyla Başbakanlığa yürüyerek taleplerini iletti. Daha önce açıklama yapan 178 kuruluş adına hazırlanan dosyayı Başbakanlığa götüren kurum temsilcileri, muhatap bulamadı.
Devlete operasyonları durdurma çağrısı yapan Anakara'daki 178 kurum adına hazırlanan ortak dosya Başbakanlığa sunuldu. YKM önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, 'Silahlar sussun barış hemen şimdi', 'Barışa bir ses çift taraflı ateşkes' sloganları ile Başbakanlığa yürüdü. Türkiye Barış Meclisi üyeleri, STK temsilcilerinin de katıldığı yürüyüşe, çevredeki vatandaşlar tarafından ilgiyle karşılandı.
'Eylemsizliğin kalıcılaşması için herkese sorumluluk düşüyor'
Başbakanlık önünde grubun önü polis tarafından kesilirken, Barış Meclisi Üyesi Dr. Selma Güngör burada açıklama yaptı. Güngör, Ankara'daki kurumlar olarak 11 Ağustos tarihinde barış çağrısı yaptıklarını hatırlatarak, 'Bu çağrımızdan sonraPKK 20 Eylül'e kadar eylemsizlik ilan etti. Bu ülkemiz için önemli bir fırsattır. Şimdi bu çatışmasızlığın kalıcılaşması için başta siyasi iktidar olmak üzere hepimize büyük bir görev ve sorumluluk düşüyor' dedi. Daha önce dile getirdikleri talepleri yenilediklerini ve hükümeti göreve çağırdıklarını belirten Güngör, kalıcı bir ateşkes için somut adımlar atılması gerektiğini ifade ederek, taleplerini şöyle sıraladı:
Diyarbakır'da 'Barış Nöbeti'
Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Girişimi, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle artan askeri operasyonlara karşı düzenlediği 'Barış nöbeti'nde, askeri operasyonların durması, diyalog ve müzakere sürecinin başlatılması, Kürt siyasetçilerin serbest bırakılması ve yeni bir anayasa çağrısı yapıldı.
Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Girişimi, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle, bölgede düzenlenen operasyonlara karşı 'Barış nöbeti'ne girdi. Koşuyolu Parkı'nda düzenlenen 'Barış nöbeti'ne, BDPDiyarbakır İl Başkanı Nijad Yaruk, DTK Sözcüsü Cemal Coşkun, KESK ve DİSK' bağlı sendika temsilcileri ve İHD temsilcilerinin yanı sıra yüzlerce kişi katıldı. 'An aşiti an aşiti' ve 'Barış mutlaka' pankartlarının asıldığı alanda Türkiye Barış Meclisi (TBM) Sekreteryası'ndan Tülay Özdemir, TBM'nin mesajını okudu. Konuya ilişkin açıklama yapan Türkiye Barış Meclisi Diyarbakır Girişimi Sekretaryası'ndan Edip Yaşar, dünyada yaşanan sorunların diyalog ile çözüldüğünü belirterek, Türkiye'de ise cumhuriyetin kuruluşundan günümüze dek tekçi zihniyet anlayışından kaynaklı, farklı kimlikler, faklı kültürler, farklı inançlar reddedilmiş, kan, acı ve gözyaşlarına, faili meçhul cinayetlere, tutuklamalara, susturulan özgür basına, anti demokratik uygulamalara, yakılan köylere ve ormanlara, sürgünlere, yerinden yurdundan edilmelere, insanlık tarihi tanıklık etmiştir' dedi.
1 Eylül'de Bursalılar Operasyonlar Dursun, Silahlar Sussun diyerek Yürüdüler
Bursa Barış Meclisi olarak organize edilen yürüyüşle 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde Bursalılar Silahların Sussun diye haykırdılar.
Silahlar Sussun Barış Konuşsun…
1 Eylül Dünya Barış Günü’ne, yeni paylaşım arayışlarının ortaya çıkardığı savaşlar, eşitsizlikler, yönlendirilebilir ekonomik krizlerle, işsizlikle, yoksullukla giriyoruz. Barış’a daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir Dünya, Bölge ve Türkiye ile giriyoruz.
Emperyalizm işgallerle bir yandan sömürü çarkını daha da hızlı çevirerek, DB, DTÖ ve IMF eliyle ülkelerin ekonomisine müdahaleyle emekçilerin çıkarına olmayan programlarını dayatırken; ABD müttefiki Türkiye’de emekçilerin ve halkların çıkarına olmayan ekonomik politikaları devam ediyor. Savaş ekonomisi hem siyaseti hem bir bütün hayatı zehirliyor. Savaşa harcanan her kuruş ekmeğimizi küçültüyor, emeğimiz ve alın terimizden götürüyor. İnsanların, insanlığımızın hayatına mal oluyor.
Oysa, İnsanlığı kurtaracak seçenek vicdanın aklı olan BARIŞ’dır. Ve TÜRKİYENİN BARIŞ ARAYIŞI ARTIK YANLIŞ POLİTİKALARLA BOŞA ÇIKARILMAMALIDIR
Siyasetin kirletilmiş yüzü içerisinde partiler arasında rekabet çirkince devam ediyor. Demokrasi siyasetçilerin ağzında bir yalana dönüştü. Demokrasi diyenler, hala Kamu emekçilerine grev diyemiyor. 12 Eylül ile hesaplaşacağız diyenler, darbecileri yargılayacak gerçek adımları atamıyorlar. Anti demokratik, 12 Eylül’ün en büyük ayıplarından olan seçim barajını kaldırmaya cesaret edemiyorlar.. Ülkenin en önemli kilit sorunu olan, Kürt sorununun demokratik bir zeminde çözülmesi için kirli siyasi hesaplar nedeniyle adım atamıyorlar.
İSTANBUL'DA STK'LARDAN "YETER" ÇAĞRISI
İstanbul'da 376 sivil toplum örgütü yaptıkları ortak açıklamayla, ""Yeter!.. Silahları susturmanın, parmakların tetiklerden uzaklaşmasını sağlamanın, çözümü ülke siyasetini yönlendirenlerin inisiyatifine bırakmamanın, yani toplum olarak demokratik ve adil bir çözüm istemenin zamanıdır." dediler. Türkiye Barış Meclisi adına Hakan Tahmaz'ın açılış konuşmasının ardından İmzacı kurumlar adına hazırlanan ortak metni İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu sundu.
YETER!
Bizler; fiziksel, ruhsal, toplumsal ve siyasal bakımdan “iyilik halinde“ yaşayan bir toplum olmak istiyoruz. On yıllardır süren bu “çatışma” ortamı bizleri fiziksel olarak yıprattı. 40 bin ölüm, büyük bir ekolojik yıkım ve yaşatmaya değil silahlanmaya harcanan milyar dolarlar...
Bu “çatışma” ortamı bizleri ruhsal olarak yıprattı. Öleni ve öldüreni kardeş olan bu topraklardaki bunca cenaze töreni ve yakılan ağıtlar toplumun dokusunda büyük bir tahribat yarattı. Bu “çatışma” ortamı bizleri “toplumsal” olarak da yıprattı. Saldırganlık ve linç atmosferi yaygınlaşmaya başladı. En temel demokratik etkinliğin dahi bu linç kültürüne muhatap kalabileceği günleri yaşıyoruz. Bu “çatışma” ortamı bizleri “siyasal” olarak da yıprattı. Yıllardır inkar edilen, askeri operasyonların, silahların çözemediği, ‘asalım’cıların çözemediği, bu haliyle ‘açılım’cıların da çözemeyeceğinin anlaşıldığı Kürt sorununda çözümsüzlük dayatmasıyla baş başa bırakılıyoruz.
Yeter!
Bizler, bu toplumun aklını ve vicdanını temsil eden tüm güçleri, Kürt sorunundaki ölme ve öldürme kısır döngüsüne yeter demeye çağırıyoruz. Çözümsüzlüğe ve yıkıma karşı aklın ve vicdanın sesini silahlardan daha güçlü bir ses halinde duyurmanın zamanıdır!
HEPİMİZİN GELECEĞİ ADINA "EYLEMSİZLİK KARARI" MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİDİR!
23 Ağustos 2010 Adana İnönün Parkında gerçekleştirilen basın açıklamasına 71 kurum imza açmıştır. Ortak basın açıklamasına çok sayıda sendika ve sivil toplum örgütünün temsilcileri ve üyeleri katılmıştır. Basın açıklamasını imzacılar adına KESK Dönem Sözcüsü Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Güven BOĞA yapmıştır.
Kurumlar Adına Yapılan Açıklama:
Türkiye tarihsel bir sorununun, Kürt sorununun etrafında dönüp duruyor. Kaynaklarını, zamanını ama her şeyden öte çocukları başta olmak üzere insanlarını, geleceğini harcıyor.
Türkiye‘nin çatışmasız bir ortam içerisinde olmasından kendi çıkarları açısından yarar görmeyen çok sayıda gücün var olduğunu, elbette biliyoruz. Özellikle son olarak yaşadığımız İnegöl ve Dörtyol olayları bu güçlerin arzu ettikleri ortamın yeni eşiği ve sürdürülebilirliği açısından ne kadar yol alındığını da göstermektedir.
Oysaki bu çatışma ortamı Türkiye‘de yaşayan Türk-Kürt, Alevi-Sünni, kadın-erkek, çocuk-yaşlı işçi ve emekçi çok büyük bir kesimin yararına değildir. Her türlü kaybın ötesinde öldürülen biziz.
Bizim çıkarımız silahların sustuğu, çatışmanın olmadığı, toplumsal gerilimin azaldığı, sorunun demokratik çözümüne yönelik girişimlerin önünün açıldığı ve bizzat Hükümet‘çe bu yönde gereğinin yapıldığı bir süreçtedir.
Batman'da Kurumlardan Ortak Çağrı
Batman'daki 88 sivil toplum kuruluşu, Batman Eczacılar Odası'nda KCK'nin almış olduğu eylemsizlik kararına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Açıklamayı okuyan Petrol İş Batman Şubesi Başkanı Mustafa Tekik, demokratik kitle örgütleri olarak daha önce yaptıkları çağrılarda Kürt sorununun şiddetten uzak, demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümünü istediklerini hatırlattı.
BASINA VE KAMUOYUNA: Türkiye’de yıllardır kanayan bir yara olan Kürt sorununda konuşulamayan birçok şey konuşulmaya başlansa da çözüm noktasında yetkililer cesur adımlar atmamaktadır.
Demokratik Kitle Örgütleri olarak daha önce yaptığımız çağrılarımızda Kürt sorununun şiddetten uzak, demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözümünü istemiş ve bu konuda ısrarlarımızı dile getirmiştik. Fakat bu süreç içerisinde Mahmur ve Kandil’den gelen barış gruplarının karşılanmasında halkın göstermiş olduğu sevinç gösterileri siyasal zemine çekilerek yanlış yorumlanmış ve süreç statükocu güçlerce sabote edilerek baltalanmıştır.
Daha önce yaptığımız silahların susması konusundaki çağrılarımızı dikkate alan PKK tarafından geçici eylemsizlik kararı alınmıştır. 20 Eylül’e kadar alınan eylemsizlik kararını olumlu bir cevap olarak kabul ediyoruz. Ülke barışı ve çözüm açısından çok kritik öneme sahip bu fırsatın, bu umut ışığının başta siyasal iktidar olmak üzere, devlet güçleri ve kamuoyu tarafından çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ankara'da 162 Sivil Toplum Örgütünden Acil Çağrı
BARIŞ İÇİN ACİL ÇAĞRIMIZDIR…11.08.2010
Kürt sorununun şiddetle çözülmesindeki ısrarın ve yaşanan çatışmaların sona erdirilmesi için, son dönemde sivil toplum örgütleri tarafından yapılan çağrıların, dikkate alınmamasının acı sonuçlarını; artan ölümler, İnegöl ve Dörtyol’da yaşananlarla gördük. Sorunun şiddetle çözümünde ısrar, Türkler ve Kürtler arasındaki duygusal kopuşu arttırmakta ve giderek düşman hale getirmektedir. Devlet kurumlarının, saldırgan güruhları arkalayan ve aklayan, mağdurları düşman ve suçlu gösteren yaklaşımı, linç girişimlerini kışkırtmakta ve ayrımcılığı derinleştirmektedir.
Biz Ankara’da bulunan dernekler, sendikalar, odalar, çevreler, platformlar olarak tarafları, çatışmaları bir an önce durdurmaya ve siyasal çözümün önünü açacak bir barış iklimi oluşturmaya çağırıyoruz. Kürt Sorununun demokratik çözümü için, öncelikle çatışmasızlık ortamı sağlanmalı, silahlar susmalı ve parmaklar karşılıklı olarak tetiklerden çekilmelidir. TSK operasyon yapmamalı ve PKK eylemlerine son vermelidir.
Kalıcı bir çözümü mümkün kılmak için diyalog süreci başlatılmalı ve bu süreçten kendini çözümün tarafı olarak gören hiçbir aktör dışlanmamalıdır. Çatışmaların son bulabilmesi için yasaklardan arınmış bir diyalog ortamı oluşturulmalı ve inisiyatif sahibi şahsiyet ve dinamiklerin önerileri önyargısız olarak tartışılabilmelidir.
Türkiye Barış Meclisi Batman Çalışanlarının Acı Kaybı
Türkiye Barış Meclisi Batman çalışanlarından Sedat Özevin, Sadi Özdemir, Salih Özdemir ve Sofi Özdemir’in orman yangınının söndürmeye giderken, içerisinde bulundukları otomobilin 31.07.2010 günü gece yarısı, Batman Hasankeyf İlçesi Demirlipınar Köyü civarında, en acımasız savaş araçlarından biri olan mayına çarpması sonucunda yaşamlarını yitirmeleri, Kürt Sorunununun şiddet dışı demokratik yöntemlerle çözülmesini savunan Türkiye Barış Meclisi üyelerini derinden üzmüştür.


